25 Eylül 2009 Cuma

Birleşmiş Milletler İdealine İnanıyorum...

Birleşmiş Milletler'e inanıyorum...
Ya da inanmak istiyorum. Bu daha doğru oldu galiba.
Ama Kaddafi'nin Genel Kurul'da bozuk saat misali söylediğine de katılıyorum: Son yarım yüzyılda Birleşmiş Milletler'in en önemli organlarından Güvenlik Konseyi, adeta "terör konseyi" oldu. Bunda soğuk savaş ve atmosferinde hem doğu kanadının, hem de batı kanadının karşılıklı olarak terörü bir diplomatik aygıt olarak görmelerinin ve şiddet yanlısı oluşumlarını desteklemelerinin rolü büyük.
Amerika Birleşik Devletleri, 1980'de Tahran'a karşı Saddam rejimini desteklerken Güvenlik Konseyi'nin bu yönde davranmasını sağlamaya çabalıyordu örneğin. Benzer şekilde Washington, Sovyetler'in güney sınırında "yeşil kuşak" yaratılırken Usame Bin Ladin gibi kişileri destekliyordu. Yıllar geçti; ABD Saddam'ı yok etti. Bin Ladin'i ise sözde fellik fellik arıyor.
Güvenlik Konseyi'nin İkinci Dünya Savaşı sonrası dinamiklerini baz alan yapısının değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Barack Obama'nın münevver kişiliği ve devlet adamlığı, bu açıdan da dünyanın tamamı için bir şans olabilir.
Ben Birleşmiş Milletler idealine inanmayı sürdürüyorum her şeye rağmen.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder