30 Ekim 2009 Cuma

Yaşayan görecek (Attilâ İlhan'ın dediği gibi...)

İş çıkışı zaman zaman uğradıığım, Pasaport rıhtımındaki kahvenin önü, bugün cıvıl cıvıl. Özellikle seyir teraslarındaki masalar tamamen dolu. Çünkü bugün Cumhuriyet Bayramı. Töreni izlemeye gelenler, sıcaklık 20 derecenin altına henüz inmemişken Kordon'da güzel bir öğleden sonra geçirme fırsatını kaçırmamışlar.

Bugün Erkan Serçe ile cumhuriyeti kuran iradenin "jakoben" yönünü konuştuk. Jakoben; kısaca "halka rağmen, halk adına, halk için" demek. Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919'da "laik bir cumhuriyet kuracağız, haydi" deseydi, kimse onunla gelmezdi. Saltanatın ve halifeliğin kaldırılması refenduma gitseydi, insanlar büyük çoğunlukla kalmasından yana oy kullanırdı. "Jakobenizm"den kasıt, kısaca bu. Jakobenler, halkın iyiliğine gördükleri şeyleri, halka rağmen gerçekleştiren devrimcilerdir. Mustafa Kemal de bu yönüyle jakobendir.

20'ler ve 30'lar boyunca devrim Türkiyesi'nde hakim olan jakobenizm, bugün ne ölçüde varlığını sürdürüyor? Güzel soru ama değil mi? Tarihsel ilerleme sürecinde devrim hareketlerinin jakoben ruhundan sıyrılması gerekiyor. Peki biz sıyrıldık mı?

Kısmen evet. Tabi benim fikrime göre. Erkan Hoca'nın da ifade ettiği gibi, cumhuriyeti kuran askeri ve sivil bürokrasi, jakoben ruhunu belki belli ölçüde halen koruyor; peki toplumsal kesimlerde bu anlayış artık kabul görüyor mu? Birilerinin "halka rağmen" bazı kararları alması ya da bazı icraatları gerçekleştirmesi? Çok sanmıyorum. Artık insanlar, ister atanmış ister seçilmiş olsun, mevki sahibi birilerinin kimseye sormadan etmeden iş görmesinden rahatsız. Ortak akıl ve toplumsal uzlaşma konularında müthiş bir iştah söz konusu.

Ancak günümüzde yaşanan tartışmalar, dönüp dolaşıp "rejim" meselesine dayanıyor. Bu da geniş bir kesimin yumuşak karnı. İnsanların hassas olduğu bir nokta. Ve bu noktada -çoğunlukla atanmışların- ortaya koyduğu tepkileri "jakobenizm" tartışmaları çerçevesinde değerlendirmek çok ta mümkün değil.

Seçilmiş erk, "rejimi ellemeyeceğim" diyor. "Rejim" tanımına cumhuriyetin ulus-devlet, üniter yapı ve laiklik gibi unsurlarını dahil etmek gerekir. Genel anlamda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin oluşturduğu "atanmış erk" ise konuyla ilgili hassasiyetini her fırsatta vurguluyor ve bu zaman zaman "demokrasiye müdahale" olarak değerlendiriliyor.

Kilit nokta galiba şu:

Jakoben devrimciler, halka sormadan, halk adına ve halkın iyiliği için bir cumhuriyet kurdular. 86 yıl sonra seçimlerle gelen ve halkın çoğunluğunun desteklediği bir iktidar, onun temel niteliklerini değiştirmek isterse ne olur?

Attilâ İlhan'ın dediği gibi: Yaşayan görecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder