8 Kasım 2009 Pazar

"Nefes" Açılımı

Kimse "abartmışlar" demesin...

Ben askerliğimi başkent Ankara'nın göbeğinde, Lojistik 3. Ana Bakım Merkezi Komutanlığı'nda yaptım. Çarşı izninde kışlanın önünden dolmuşa binince 10 dakikada Kızılay'da olurdun. Nizamiyenin önünde vızıldayıp giden Samsun Asfaltı'ndan her sabah ve akşam Başbakan geçerdi eskortlarıyla. Buna rağmen Nefes filmindeki "anne konuşmaları" yaşanırdı askerlerle aileleri arasında...
O iş sizin sandığınız gibi değil... Hiç değil.
Karakol baskını sırasında kolu kopunca kafayı yiyen Egeli albino asker, abartı değil.
Dağlıca baskını yaşanmadı mı bu ülkede? Filmde yaşanan baskın sahnesine ilaveten, bir de 7-8 askeri rehin alıp götürmedi mi PKK'lı teröristler?
Teröristler ifadesini kalın puntoyla yazdım, çünkü "açılım"dan beri onlara kimse "terörist" demiyor. Oysa onlar terörist... PKK da bir "terör örgütü".
Aziz ve muhterem basınımız bu ifadelerden tırsıyor olsa da bu böyle.
Biliyorum, asıl sorunumuz "terörist" değil, "terör"... Ama onlar Habur'da kahramanlar gibi karşılandılar. Diyorlar ki "onlar hiçbir terör eylemine karışmadı"... Ama dağa çıkmış olmaktan pişman değiller. Belki de Dağlıca baskınına gidenlerin mataralarını doldurdular, tüfeklerini hazırladılar... Israrla "Sayın" diyorlar, benim savcım yalvarıyor: Ne olursun 'Sayın' deme, yoksa tutuklanmanı istemek zorunda kalırım...
Yazık, çok yazık...
Nefes'te abartı yok, inanın. Ben askerliğimi Ankara'nın göbeğinde yaptım, 150 küsür "arıza" er ve erbaş ile... Orada bile psikoloji, buna benzerdi. Sınırda bir jandarma karakolunu düşünemiyorum bile.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder