4 Kasım 2009 Çarşamba

İki durum, iki yaklaşım, iki sonuç...

Durum 1:
Şehirdeki çeşitli kültür sanat kurumlarının temsilcileri, yerel yönetimlerin ilgisizliğinden yakınıyor.

Durum 2:
Futbol kulüplerinin yöneticileri de "Büyükşehir bize yardım etsin" diye yanıp yakılıyor.

Yaklaşım 1:
Avrupa'da sanatın ve kültürün yükselişi, Rönesans denen bir dönemde gerçekleşti. Bu dönem, sanayi devriminin ilk aşamalarının sonlarına denk geliyor. Sanayi devrimi neticesinde küçük tezgâhlarından kurtulan ve adına artık yavaş yavaş "fabrika" denen büyük ve üretim kapasitesi yüksek tesislere sahip olan "burjuva"nın sanata verdiği destek ve serbestlik sayesinde gerçekleşen bir dönemdi Rönesans. Bu dönemde sanat ve yüksek kültür, alabildiğine gelişme ve serpilme imkânı buldu. Patronajı, yani maddi desteği zenginler, yani burjuvalar sağlıyordu. Avrupa, sanayi devrimi sonucu güçlenen ve zenginleşen burjuva sınıfın patronajı sayesinde sanat ve kültürde dünyanın liderliğini ele geçirdi. Bu liderlik, halen devam etmektedir.

Yaklaşım 2:
Sanayi devrimi ile zenginleşen ve serpilen burjuva sınıfı, Marx'ın deyimiyle "o güne dek var olmayan yeni bir toplumsal sınıfı" ortaya çıkardı. Bu sınıf "işçi sınıfı"ydı. Feodal düzende karın tokluğuna çalışan "köle"lerin yerini, sanayi devriminin ardından "işçiler" almıştı. Günlük çalışma süreleri bazen 20 saati bulan işçiler, iş dışında kalan çok az vakitlerinde ve molalarda, fabrikanın çevresindeki boş arsalarda çaputtan yaptıkları bir topun peşinde koşuyorlardı. Bu, feodalizmin yerini alan kapitalizme özgü yeni bir oyundu. İşçiler, papazlar, bürokratlar ve çeşitli meslek grupları, kapitalizmin gelişmesiyle farklı ve kendine özgü kulüpler kurarak, adına "futbol" denen oyunu oynayacaklardı.

Sonuç 1:
Bizde sanayi devrimi Avrupa'dan ithal edildiği için ve Osmanlı döneminde ortaya çıkan burjuvazi komprador bir burjuvazi olduğu için "sanat patronajı" çok ender görülür. Zenginlerimizin çoğu, "Bize destek olun" diyen sanatçılara "Peki benim kârım ne olacak?" sorusuyla yanıt verirler. Sanatçımız da umudunu yerel yönetimlere, Kültür Bakanlığı'na vb. bağlar.

Sonuç 2:
Bizde futbol da tıpkı kapitalizm gibi "bakarak" ortaya çıktığı için beş-altı kulüp dışındaki kulüplerimiz, zengin sanayicilerden destek göremezler. Bunun yerine mafyavarî çalışan, vergi kaçıran, kara para aklayan kişi ve gruplar spor kulüplerine dadanır. Bunun yapılmadığı kulüpler ise çaresiz yerel yönetimlerden destek dilenir. Zaten bir profesyonel kulüp, belediyenin vereceği paraya muhtaçsa, o iş çoktan bitmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder