13 Nisan 2010 Salı

Kent ve Futbol

I – Omuz üzerinden geriye bakış

Alsancak Stadı’nın açık tribünü ile GSİM binasının arasında bir boşluk var. O boşluktan limanın vinçleri görünüyor. İzmir işte budur.

UEFA yarı finali görmüş bir stadyum burası. Ülkenin batıya açılan kapısı olarak adlandırılan şehrinin, küçük menfaatlerin muhafaza edilmesi adına yaşadığı sürecin sonunda alt lig maçlarına sahne oluyor şimdi.

Antrepolar hala duruyor stadın dışında. Bir önceki yüzyılda nam salmış ünlü bir rıhtımın hayaletinin dolaştığı bir semt. Bir yanı eski model vinçlerle, bir yanı çelik raylarla ve bir yanı da “gypsy” gettosuyla çevrili eski Rum mezarlığının üzerine kurulu bir stadyum burası.

İzmir’de futbol, Levanten kültürünün bir parçası olarak zuhur etti 1800’lerin sonlarına doğru. Bu, aynı zamanda Müslüman coğrafyasına bu oyunun ilk girişiydi. Zamanla Rumlar da futbolu benimsediler. Bugün Yunanistan liglerinde mücadele eden Apollon ve Panionios takımları, o tarihlerde İzmir’de kuruldu.

Eskiden Rum mezarlığı olan ve yangın öncesi İzmir’in Punta ve Hacıfrangu mahallelerinin yakınında bulunan bu stadyumda Levanten ve Rum takımları müsabakalara çıkarken, Türkler arasında futbol ilk kez şehrin karşı yakasında, Kordelia’da oynandı. Alaybey mahallesinde 1912’de kurulan Karşıyaka Kulübü, İzmir’in ilk Türk futbol kulübü olmanın yanında Milli Mücadele’de oynadığı rol açısından da özel bir yere sahiptir.

Altay, 1914’te İttihatçılar tarafından kuruldu. Onu 1923’te Altınordu ve İzmirspor ile 1925’te Göztepe izledi. Ardından ise, yine Levanten kültürünün merkezlerinden Buca’da da bir futbol kulübü teşkil edildi.

1922’den sonra şehirde Rum kalmamıştı. Levanten nüfus ise çok azalmış durumdaydı. FC Smyrna ve Panionios gibi kulüpler de artık yoktu. Kentte futbol, her şey gibi artık Türklerin tam egemenlik sahasındaydı.

Peki burjuva geleneğini yeni yeni benimsemekte olan İzmirli Türkler, şehri terk etmek zorunda kalan komşularından bu konuda ne öğrenmişlerdi? Nasıl birer patron olacaklardı ve kulüpleri nasıl yöneteceklerdi? Bu sorunun yanıtı, Levanten kompradorluğunda ve “küçük olsun benim olsun, aman düzenim bozulmasın”cılığında gizliydi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder