8 Temmuz 2010 Perşembe

Kent ve Futbol

II – Patronaj

1800’lerin başında İzmir’i ziyaret etmiş olan seyyah Francis Herve, kendi vatandaşlarının da mensubu olduğu Levantenleri şöyle tanımlıyordu:

“...Levanten, aynı zamanda çıkarını son derece iyi bilen bir kişidir ve herhangi bir olanak bulduğunda ya sizinle pazarlığa girişmek ya da tek bir gün içinde bile çok değer değiştirebilen paranız üzerinden bir kazanç elde etmek fırsatını kaçırmayacaktır. Herhangi bir nedenle yararlarıyla bağdaştıramadığı durumlarda, sorularınızı karşılamaktan kaçınır. Yanıtları genellikle kaçamaklıdır. Buralarda benimsedikleri doğu adetleri sonucu, Avrupalı tacirlerle karşılaştırıldıklarında Levantenlerin tembel oldukları, buna karşılık gösterişe son derece merak saldıkları görülür...”(Aktaran: Rauf Beyru – 19. Yüzyılda İzmir’de yaşam)

Demiştik ya; İzmir’de futbol, 1800’lerde Levanten kültürünün bir parçası ve uzantısı olarak ortaya çıktı. İzmirli Türkler de futbolu ve dahası burjuva kapitalizmini elbette Levantenlerden görerek öğrenmişlerdir ve bu geleneği sürdürmüşlerdir. 1970’lerden itibaren daha farklı bir biçimde gelişen ve değişen Türkiye’de İzmirli burjuvazinin ağırlığını giderek kaybetmesini buna bağlayabiliriz. İzmirli yatırımcıların çok büyük bir çoğunluğu, en kaba tabiriyle “küçük olsun benim olsun, aman düzenim bozulmasın”cı bir tavırla, büyümekten ve girişimcilik düşüncesinden adeta korkarak geçirmişlerdir 80’li ve 90’lı yılları. Bunun futbola yansımaması düşünülemezdi.

70’lerde Altay ve Göztepe şampiyonluğu kovalayan takımlar durumundayken 80’lerde Göztepe İkinci Lige demirledi. Onu 90’larda Altay ve Karşıyaka izledi. Yaşar Holding, 80’lerde Türkiye’nin en büyük on şirketinden biriyken 90’ların sonunda alt sıralara geriledi.

İzmir, rahata alışkın bir kentti. Dünya değişirken ve buna bağlı olarak Türkiye’de de taşlar yerinden oynarken “aman elimdekini kaybetmeyeyim” endişesiyle statik kaldı. Dolayısıyla önce ekonomisi, sonra da futbolu küçüldü.

İzmir’in ve İzmirli burjuvazinin bu tavrının Levanten kompradorluğundan miras kaldığını düşünüyorum.

Ama bir de kendilerini parçalayan, ölen ve öldüren taraftarlar var. Onlara ne demeli?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder