11 Temmuz 2011 Pazartesi

10 Temmuz 2011 Pazar

NEW YORK - Dünyanın bu en kozmopolit şehrindeki ilk günüm, beklediğimin de üzerinde keyifli geçti. Bunu biraz da günlük gezi programımızı planlayan Polonyalı ve Çek dostlarıma borçluyum. Maciej ve Martin, ellerinde New York haritasıyla günlük bir plan çıkardılar ve toplam sekiz kişi, bu plana harfi harfine uyduk. Çok ta iyi ettik.

Yazının bu noktasında durdum ve New York'u tanımlayabilecek bir sözcük düşündüm. Ancak sanırım bu kenti tek bir sözcükle tanımlamak zor. Tek bir kelime geliyor aklıma: Şehir! Evet, tırnak içinde "şehir" böyle birşey sanırım. Dine ve milliyete dayalı kimlik tanımlamalarına karşı bir insanım; insan insandır. Bu bakış açısı, New York şehrinde elle tutulacak kadar somut bir hale geliyor. Her dinden, her ırktan ve milliyetten insanı tek bir çanakta buluşturan, hayatta kalabilmek için birlikte emek vermek zorunda olan insanların birlikte yaşadıkları bir şehir New York. Washington'ın steril ve elit yapısı burada yok.

Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Bulgaristan, Portekiz, Ürdün, Filistin ve Türkiye'den toplam sekiz gazeteci, Dünya Ticaret Merkezi'nin bir zamanlar bulunduğu yerden başlayarak Wall Street'ten Brooklyn'e, Times Meydanı'ndan Broadway'e kadar şehrin altını üstüne getirdik bugün. Yorulduğumuz yerde oturup soğuk birer bira içtik. Acıktığımız yerde birer hotdog yedik. Sabahın dokuz buçuğundan gecenin 11'ine kadar yorucu ama güzel bir gün geçirdik.

Yarın Birleşmiş Milletler'de olacağız. Merak ve heyecan içinde olduğumu gizleyemiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder