3 Temmuz 2011 Pazar

2 Temmuz 2011 Cumartesi

MÜNİH ULUSLARARASI HAVALİMANI - Sorunsuz bir yolculuğun ardından Ankara'dan Münih'e geldim. İniş sırasında Allianz Arena'yı görür müyüm diye baktım ama sanırım şehrin başka bir bölümünde olmalı.

DC'ye kalkacak uçağın biniş işlemleri yaklaşık bir buçuk saat sonra başlayacak. Bu arada 4,5 Euro bayılarak bir bardak kahve satın aldım. Herkesin elinde iPad, iPhone ve ne olduğunu Erman olsa anlayacağı bir sürü teknolojik alet var. Bir de "Free Public Wifi" diye bir bağlantı buldum ama bağlanamadım. Bu konularda Almanlara güvenim sonsuz olduğundan sorunun benim bilgisayarımdan kaynaklandığını düşündüm. Ama daha sonra sistemde bir sorun olduğunu öğrendim ve Almanlara olan güvenim tuzla buz...

Burası çok büyük bir havalimanı. Çok büyük ve hareketli. Washington'da ineceğim havalimanı, Soğuk Savaş döneminde ABD'nin dış politikasına yön veren John Dulles'ın adını taşıyor. Hayretle fark ediyorum ki Dulles'ın kim olduğunu bilmeme rağmen "Esenboğa" isminin nereden geldiğini hiç düşünmemişim.

Bugün 2 Temmuz... Katliamı düşünüyorum. Ve bu katliamda, gitmekte olduğum ülkenin Soğuk Savaş Yıllarında ürettiği ve bu üretimde Dulles'ın da belki payı olan "Yeşil Kuşak" siyasetinin payını. Ulusalcı dostlarımızın yapmayı çok sevdiği biçimde "Biz aslında süper bir ülkeyiz ama ah şu dış mihraklar" demeyeceğim elbette. Zaten bunu dersek, aslında o kadar da süper bir ülke olmadığımızın bir itirafı olur bu. Dün Kızılay'da otururken Sivas Valiliği'nin Madımak önünde anma eylemi yapılmasına izin vermeyeceğini okudum. Bu da mı dış mihrak?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder