28 Kasım 2011 Pazartesi

Kafayı kuma gömmek...

Kafamı toparlayabilsem güzel olacak ama bu aralar çok fazla dış uyarana maruz kalıyorum sanırım...

Bu yılın Mart ayında Atina Evangelik Okulu'ndan bir heyet İzmir'e gelmişti. Nedir mi bu Evangelik Okulu...

EVENGELIKI SHOLI, 1733

Bir grup Rum zengin, 1733'te İzmir'de bir okul kurmaya karar veriyorlar. Ve İngilizlere gidiyorlar okullarını himaye altına alması için. Geleceğini garanti almak istiyorlar okulun. İngilizler okulun hamiliğini üstlenmeyi kabul ediyorlar ve ortodoks Rumların okuluna "Evangelik" adı veriliyor böylece.

Okulun hikayesi uzun. 1820'lerde yaşanan Yunan isyanının bazı önde gelenleri de dahil olmak üzere çok sayıda önemli isim, bu okuldan yetişiyor. Okulun talebeleri arasında meşhur Aristoteles Onassis de var. Yeri, eski liman bölgesinde bulunan Aya Yorgi Kilisesi'nin hemen bitişiğindeki bir bina. Okulun 50 bin ciltlik bir kütüphanesi, geniş bir nümizmatik koleksiyonu ve küçük bir arkeoloji müzesi oluşturmaya yetecek miktarda tarihi eseri var.

Yirminci yüzyılın başında Aya Yorgi'nin bitişiğindeki bina dar gelmeye başlıyor ve o dönem Aya Katerina Mahallesi olarak anılan (şimdiki Kahramanlar) bölgede yeni bir bina yapılıyor çok sayıda İzmirli Rum ve Levanten zenginin katkılarıyla. O bina, şimdiki Namık Kemal Lisesi binasının ta kendisidir.

1922 sonrasında kapanan okul, 1930'larda Atina'da yeniden açılıyor ve eğitime devam ediyor. Okul bugün, Yunanistan Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir lise.

KAFALAR... KAFALARIMIZ...

Dedim ya, Mart ayında Evangelik Okulu öğretmen ve öğrencilerinden oluşan bir heyet, İzmir'e geldi. Tabi ki eski binalarını ve kardeş okul Namık Kemal Lisesi'ni ziyaret için. Tesadüfen haberdar olduğum bu ziyareti takip ederek haberini yaptım. Ziyaret öncesinde Namık Kemal Lisesi müdürü bana şöyle bir soru sordu: "Bu adamlar, İzmir'de bu kadar okul varken neden bizi ziyaret ediyorlar acaba?"

Düşüp bayılacaktım az daha. Olayı açıkladım. "İyi ki geldiniz de bu durumu bana açıkladınız" dedi.

Ziyaret başladı. Bir öğretmen kürsüye çıkarak Namık Kemal Lisesi'nin tarihçesini anlatmaya başladı İngilizce olarak. Konuşmasında okul binasının Fransız Hastanesi olarak inşa edildiğini ve kullanıldığını anlattı. Vay anam vay...

Elbette bu sunumu yapan öğretmen, tarihi bilerek çarpıtıyor falan değil. Ona da öyle öğretilmiş ve kendisi bir tarihçi değil, İngilizce öğretmeni. Peki neden böyle yapıyoruz biz? Neden kentin en önemli okullarından birinin tarihini gizliyoruz? Okulun eskiden önemli bir Rum okulu olması, 1922 sonrasında bizim bu binayı bir Türk okulu olarak kullanmaya devam etmemiz utanılası bir durum mu?

Öyle algılanmış olmalı ki Evangelik Okulu diye bir kurum, sanki İzmir'de hiç var olmamış gibi yaşamayı seçiyoruz. 1922 öncesi Türk İzmir'de eğitimin durumu içler acısıydı. Bunu vurgulayıp Cumhuriyet yönetiminin yaptıklarını daha da yüceltebileceğimiz yerde, milliyetçiliğin basit ve saçma dürtülerinin kurbanı olmuşuz. Ve bir gün geliyor, rezil ediyoruz kendimizi bu şekilde.

Evangelik Okulu yöneticisi Alesandra Azimakopulo'nun kibar açıklaması ise kapak oluyor: "Namık Kemal Lisesi'nde üst düzey bir eğitim verildiğini görmek beni sevindirdi; öğretmen kadrosu çok donanımlı ve burada olmaktan dolayı çok mutluyuz.."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder