30 Nisan 2012 Pazartesi

Deve kervanları...

2011 yılında National Geographic dergisinin Türkiye edisyonu, onuncu yılı onuruna bir sergi düzenledi. 11 Mayıs - 11 Haziran 2011 tarihleri arasında İstanbul Karaköy Antrepo 3'te açık kalan sergide yer alan ve çokça bilinmeyen Türkiye fotoğrafları, o tarihten itibaren sosyal medyada zaman zaman paylaşılıyor.

Zamanında söz konusu sergi ile yakından alakadar olmamışım, hayıflanıyorum. Sergideki fotoğraflardan birini Duygu gönderdi Facebook aracılığıyla. Fotoğraf 1924 tarihini taşıyor ve İzmir rıhtımında bulunan Banco di Roma'nın önünden geçen bir deve kervanını resmediyor.


Aralarında levantineheritage.com sitesinin de bulunduğu çeşitli kaynaklar, Banco di Roma'nın bugünkü Konak Pier'in karşısında bulunan Garanti Bankası (eski Osmanlı Bankası) binasının yerinde bulunduğunu söylüyor. Ancak fotoğraftaki Banco di Roma, adı geçen yerde değil. 1905 tarihli Goad Planı'nda fotoğraftaki binada Hotel Le Metelin'in bulunduğu açıkça görülüyor.


Buradan Banco di Roma binasının 1922 yılındaki Büyük Yangın'dan etkilendiği ve rıhtımdaki Metelin Oteli binasına taşındığı sonucunu çıkarabiliriz. (1) Bu, tabi ki benim kişisel varsayımım. Bu detayı belirtikten sonra National Geographic fotoğrafının üzerinden asıl bahsetmek istediğim konuya geçebiliriz, yani deve kervanları konusuna.

İzmir, Batı Anadolu'nun en büyük limanı olması noktasından hareketle Ege Bölgesi'nde üretilen tarım ürünlerinin imparatorluğun ve dünyanın diğer şehirlerine nakledildiği büyük bir ticaret kenti idi. Ege'nin tarım ürünleri İzmir'e uzun yıllar boyunca deve kervanları ile taşındı. Bu yüzden devecilik, develer ve deve kervanları, bu toprakların tarihinde her zaman çok önemli ticari ve kültürel bir figür olmuştur. İngilizler tarafından İzmir-Aydın demiryolunun 19. yüzyıl sonunda tamamlanması, deve kervanlarının önemini azaltmakla beraber onları tamamen ortadan kaldırmadı. Kervanlar, Ege içlerinden belli ve çeşitli rotaları izleyerek İzmir'e ulaşıyorlardı. Demiryolları inşa edilirken bu geleneksel güzergahlardaki konak noktalarında istasyonlar kuruldu.


Aydın yönünden gelen deve kervanlarının şehre giriş yaptıkları nokta, bugünkü Tepecik semtiydi. Burada bugün Trafik Büro Amirliği'nin ve Genelev'in bulunduğu yerde halen kullanılmakta olan olan köprü, Kervan Köprüsü olarak adlandırılıyordu. Kervanlar bu noktada belki bir gece konaklıyorlar ve köprüyü geçerek şehre giriyor ve yüklerini alıcılarına teslim ediyorlardı.



Kervan Köprüsü'nün çeşitli dönemlerine ait iki fotoğraf ve bir gravür

Deve kervanlarının İzmir şehir merkezindeki başlıca durakları, liman bölgesi ve Kemeraltı idi. Kemeraltı'ndaki Başdurak Camii'nin adının, bu bölgenin kervanların başlangıç ve son durağı olmasından kaynaklandığı rivayet edilir. Liman bölgesinin çok kültürlü yapısına nazaran Tepecik, yani kervan Köprüsü bölgesi, tam anlamıyla oryantal bir tablo ortaya koyuyordu. Bu durum, şehri ziyaret eden seyyahların notlarına da yansımıştı. Gürhan Tümer hocanın çevirisiyle İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı serisinden yayınlanan, Olaf Yaranga'nın "19. Yüzyılın İlk Yarısında Fransız Gezginlerin Anlatımıyla İzmir" adlı kitabında develere ve kervanlara dair anlatımlar ilginçtir. Kitapta Maxim du Camp'ın şu ifadeleri aktarılıyor:

"...Çoğu kez, pazarların ortasından, mal yüklü, uzun bir deve kervanı geçer; çevrelerindeki gürültüye aldırmaksızın, ağırbaşlı bir biçimde yürürler; çekilinir, toslanır; sürücüler bağırırlar, huysuz bir köpek kalkar ve o gürültü içinde havlar; bir an kargaşa en üst dereceye çıkar, sonra, uğultu yavaş yavaş diner, geliş gidişler yeniden başlar, develer dingin yürüyüşlerini sürdürürler ve gözden kaybolduklarında, bakır çanlarının titreşen sesi hala duyulur..." (2)

Maxim du Camp, Kervan Köprüsü ile ilgili yine Yaranga'nın adı geçen kitabında aktarılan şu cümlelerin de yazarıdır:

"...Kervanlar Köprüsü, kentin arka tarafında, doğusundadır. Burası, bildiğim en güzel yerlerden biridir. O, Asya'dır, düşlediğimiz gibi olan gerçek Asya'dır. (...) Oradan birkaç adım ötede, çakıltaşlı bir kumsalda, kervanlar yüklerini bırakırlar, sürücüler, tekdüze sesler çıkararak ve birbirlerine yardım ederek, yüklerini indirirlerken, develer çökerler ve güneşin altında dingin bir biçimde geviş getirirler. (...) Burası, kervanlar için sürekli bir geçiş alanıdır; bunlar buradan giderler, buraya gelirler; burada karşılaşırlar, birbirlerine iyi yolculuklar dilerler ve her biri kendi hedefine doğru yola koyulur..."

Maxim du Camp'ın sözünü ettiği "çakıltaşlı kumsal" burası olmalı

Velhasıl, daha önce de söylediğimiz gibi, İngilizler tarafından İzmir-Aydın demiryolu inşa edildikten sonra deve kervanlarının önemi azaldı. Bu demiryolu, kervanların geleneksel güzergahlarındaki durak yerlerine istasyonlar koydu ve kullanılmayan toprakların üretime açılmasını ve ürünlerin İzmir limanına daha hızlı ve güvenli bir biçimde ulaşmasını sağladı. Ege bölgesinin illerinde bugün de sürdürülmekte olan deve güreşleri, kervanlar çağından mirastır.

Notlar:
(1) 1905 tarihli Goad Sigorta Şirketi'nin İzmir planından detay. Bu plan, yangın öncesi İzmir kent merkezi yerleşimini detaylarıyla veren bir şaheserdir. Orijinali İzmir Milli Kütüphanesi arşivinde bulunmaktadır.
(2) Olaf Yaranga - 19. Yüzyılın İlk Yarısında Fransız Gezginlerin Anlatımıyla İzmir (Çev. Gürhan Tümer) İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı Serisi

4 yorum:

  1. izmir'in tarihi,sosyal ve ekonomik yapısını özellikle bu kentte yaşayanların bilmesi gelecek hakkında çok daha sağlıklı düşünmelerine ve sahip çıkacaklarına inanıyorum.Sizi okudukça ne kadar önemli bir kentte yaşadığımı düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  2. İzmir'in tarihi bir kesitini anlatan keyifli bir yazı daha. Her yazından sonra bir diğer gelecek olanı merakla bekliyorum. Kalemin eksik olmasın..

    YanıtlaSil
  3. Şimdi size müneccimlik yapacağım.
    İzmir için bir bilirkişi kimdir?..

    İşte müneccimliğim; Bu soruyu okuyan herkesin aklından geçen ismi biliyorum.

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Engin,
    NG'de yayınlanan Banco di Roma fotoğrafının 1924 olması imkansız. 1922 Yangını öncesine ait olmalı.

    YanıtlaSil