23 Nisan 2012 Pazartesi

İzmir Milli Kütüphanesi 100 yaşında

1908'den itibaren iktidardaki İttihat ve Terakki Partisi'nin bir dizi modernleşme çalışması oldu. Bu çabalar, ülkedeki azınlıkların ve Levantenlerin yaşam standardı karşısında Türklerin de ilerleme kaydetmesini amaçlamıştı.

Süreç içinde İzmir özelinde atılan adımların birkaçını sıralamak gerekirse..

Şehirde Rumların, Yahudilerin, Fransızların ve İngilizlerin hastaneleri vardı, ancak bir Türk hastanesi yoktu. Bu yüzden Türk mahallesinde Gureba-i Müslimin (Garib müslümanlar) Hastanesi kuruldu. Hastane bugün Konak Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi olarak faaliyetini sürdürmekte.

Gureba-i Müslimin hastanesi

O dönem halk arasında "Piçhane" olarak adlandırılan Öksüzler Yurdu'nun tesis edilmesi bir diğer icraat. Yapı bugün İzmir Etnografya Müzesi'ne evsahipliği yapıyor.

Piçhane

Türk toplumunun "idman" faaliyetlerinde bulunmasını sağlamak üzere Altay Spor Kulübü'nün 1914 yılında açılması da bu kapsamda değerlendiriliyor. Altay'ın adı, yükselmekte olan Türkçülük akımına uygun olarak Altay Dağları'ndan gelir ve kulübün armasının üst kısmındaki dağ figürü dikkat çeker.



İşte bu kapsamda yine İttihat ve Terakki Partisi'nin emriyle İzmir'de bir "kütüphane-i milliye" oluşturulması çalışmalarına başlandı ve 1912 yılında İzmir Milli Kütüphanesi, Beyler Sokağı'ndaki Salepçioğlu Hacı Ahmet Efendi Konağı'nın selamlık bölümünde açıldı. Kurucular, konağın tamamını aylık 100 lira ücretle tutmuş, harem bölümünü İttihat ve Terakki Partisi'ne kiralamış ve buradan gelen parayla selamlık bölümündeki kütüphanenin masraflarını karşılamaya çalışmışlar. (x)

İzmir Milli Kütüphane

Cumhuriyetin ilanının ardından Mimar Tahsin Sermet Bey'in projesini çizdiği bina inşa edildi ve kütüphane bu yeni binasına taşındı. Kurum halen bu binada faaliyetini sürdürüyor.

Bu yılın Ekim ayında İzmir Milli Kütüphane'nin kuruluşunun 100. senesi kutlanacak. Bu kapsamda İzmir'deki çeşitli kurum ve kuruluşların temsilcilerinden oluşan bir danışma kurulu oluşturuldu. Mensubu olduğum yayın kuruluşunu temsilen ben de bu kurulun üyelerinden biriyim. İzmir'in bu çok önemli kurumunun 100. yılı için uluslararası boyutta çeşitli etkinlikler planlayacağız. Ben de bir belgesel film çekeceğim İzmir Milli Kütüphane ile ilgili. Umarız hakkını verebiliriz.

Milli Kütüphane'nin geniş bir elyazması koleksiyonu ve olağanüstü bir gazete arşivi var. Akademik çalışma yapan insanlar ve araştırmacılar, bu arşivden ve kütüphane bünyesindeki kitaplardan yıllardır faydalanıyorlar. Daha iyi yerlere gelmek adına çevremdeki insanların kütüphanenin çalışma düzenine ilişkin bazı eleştirilerini yapıcı bir biçimde dile getirmek ve mevcut duruma ilişkin bilgim dahilinde açıklama yapmak istiyorum.

Konuştuğum akademisyen ve araştırmacıların çoğunluğu, İzmir Milli Kütüphanesi'nin mesai saati bitiminde, yani akşam 17.00'de kapanıyor olmasından şikayetçi. Bilgisayarlı katalog tarama sisteminin olmayışı ciddi bir eksiklikti ancak bu sistem kuruldu ve halen sorunsuz işliyor. Dışarıya kitap verilmiyor olması en sık karşılaştığım eleştirilerden biri. Ayrıca okuyucular, kütüphanenin yaz aylarında hizmet vermiyor olmasından da fazlasıyla mustarip durumda.

Vurgulamak gerekir ki İzmir Milli Kütüphanesi, devlete ait bir kurum değil. Başkanlığını Avukat Ulvi Puğ'un sürdürdüğü İzmir Milli Kütüphane Vakfı'na ait bir sivil toplum kuruluşu. Dolayısıyla adındaki "Milli" sözü insanı yanıltmamalı. Kütüphanenin gelir kaynakları öldürmüyor ama güldürmüyor da. Kurum, binanın bitişiğindeki Elhamra Sahnesi'nden ve hemen yanındaki Opera İşhanı'nın birkaç katından elde ettiği kira geliri ile ayakta. Ancak bütün bunlar, sıralanan eleştirilerin sahiplerini sanırım tatmin etmiyor. Vakfın özveri ve iyi niyetle çalıştığını bizzat biliyorum ve bu eleştirileri dikkate aldığını düşünüyorum.

Burada önemli ve güzel olan durum, hem söz konusu eleştirileri dile getirenlerin, hem de başta Sayın Ulvi Puğ olmak üzere kütüphane yönetiminin iyi niyetle çalışıyor olmaları. Ortayolcu bir tavır almaya çalıştığım düşünülmesin, çünkü kütüphanenin bir okuyucusu olmanın yanında Sayın Puğ'u şahsen tanıyor ve çalışmalarını izliyorum. İzmir Milli Kütüphanesi'nin 100. yılında daha etkin ve güçlü bir kurum haline gelebilmek adına bunları dile getiriyorum.

İşte bu yüzden İzmir'de bu anlamda süregiden bir gündem oluşturulması gerekiyor. Bu yıl, bir vakıf kuruluşu olan İzmir Milli Kütüphanesi'nin 100. kuruluş senesini kutluyoruz. Bu şehre kafa yoran herkesin kütüphane konusunda yazılanlara, konuşulanlara katılarak bu gündemin oluşmasına katkı koyması lazım. Ki hep birlikte çok daha işlevsel, çekici ve etkin bir kültür ortamına sahip olabilsin İzmir şehri.

(x) Prof. Ömer Faruk Huyugüzel'in 1997 tarihli broşür çalışmasında İzmir Milli Kütüpnanesi'nin tarihçesine ilişkin geniş bir özet bulunabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder