4 Nisan 2012 Çarşamba

Kimliksiz şehir / 3 “İzmir ne kenti?..”

Ridley Scott’ın yönetmenliğini yaptığı unutulmaz sinema filmi “Cennet’in Krallığı”nda Balian karateri, Selahaddin Eyyubi’ye sorar: “Kudüs’ün değeri nedir?” Selahaddin önce “Hiçbir şey...” der. Birkaç adım attıktan sonra geri döner ve iki elini yumruk yaparak “Ve her şey!” diye ekler.

“İzmir ne kenti?” sorusuna verilecek yanıt, biraz buna benziyor. Bugünün İzmiri “hiçbir şeyin” şehri. Ve aynı zamanda “her şeyin” şehri.

Kentin iktisadi, sosyal ve entelektüel çevrelerinde son yılların vazgeçilmez tartışma başlığı haline geldi İzmir’in kentsel kimliği meselesi. Sorular sorup mevcut durum hakkındaki gerçekleri bu sorulara eklemek yoluyla bir resim çizmeye çalışmak istiyorum.

Soru: İzmir bir liman kenti midir?

Mevcut durum: Sahip olduğu coğrafi konum nedeniyle binlerce yıl öncesinin insanları, İzmir’de bir liman ve çevresinde bir şehir kurmuşlardır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bir şehir kurup ona bir liman yapılmasının değil, var olan doğal bir limanın çevresinde bir şehir kurulmuş olmasının söz konusu olduğu. İzmir, kıyı şeridi ve coğrafyası doğal bir liman olduğu için var olmuş bir kent. İzmir’in bugün de etkin bir limanı var, ama bu etkinlik giderek azalıyor. 2007 yılında İzmir limanında yaklaşık 19 buçuk milyon ton yük elleçlendi. İzmit limanı için bu rakam 44 milyon tonun üzerinde. Aliağa limanı için ise 37 milyon ton civarında. İzmir limanı, ticari anlamda üstünlüğünü çoktan kaybetmiş durumda. (1) Yine de Türkiye’nin en büyük armatör şirketi olan Arkas Denizcilik’in merkezi İzmir’de bulunuyor.




Hisarönü'nün liman bölgesi olduğu yıllar

Limanın ticari boyutu önemli bir parametre elbette, ama bir de limanın şehre kattığı kültürel kimlik var. Esasen bizi ilgilendiren nokta bu. Ortaçağ İzmiri’nin limanı, bugünkü Hisarönü bölgesiydi. Burada küçük bir koy ve bir kale mevcuttu. Ok Kalesi olarak bilinen bu kale, limanın doldurulmasıyla önemini yitirdi ve zamanla yıkıldı. Bugün Hisarönü bölgesinin liman şehri kimliği ile doğrudan ilgili bir kültürel yapısı mevcut değil.



Pasaport'un liman bölgesi olduğu yıllar

Hisarönü’nün ardından bugün Pasaport ya da Gümrük olarak bilinen bölgede var oldu İzmir limanı. 1950’lerin sonuna kadar da kıyı şeridinde bulunan oteller, meyhaneler ve benzeri yapılarla liman gibi bir liman görüntüsü vermeyi sürdürdü. Bugün bu şeritte birkaç kafe-bar ve otelin dışında iş hanları ve bankalar bulunuyor. Kafe-barların genel imajı, “liman kahvesi” ya da “liman meyhanesi” gibi değil. Bölge, insanların yürüyüş yaptıkları bir sahil durumunda. Kıyıya bağlı irili ufaklı birkaç tekne dışında denizcilik etkinliği yok denebilir. Bu bölgenin ve mendireğin önümüzdeki süreçte restorasyon sürecinden geçecek olması sevindirici.

Gümrük’ün ardından İzmir limanı bugünkü yerine, eskiden Punta olarak anılan Alsancak’ın yukarı kesimine taşındı. Aydın demiryolunun bu bölgede sonlanması ve iç körfezin sakin sularının kıyısında bulunması nedeniyle güzel bir nokta olduğu söylenebilir. Ama şehrin tarihsel merkezinin uzağında kalması, kültürel karaktere yansıdı.

Soru: İzmir bir turizm kenti midir?

Mevcut durum: İzmir kent merkezinde bulunan üç önemli müze olan İzmir Arkeoloji Müzesi, Kültürpark Tarih ve Sanat Müzesi ve İzmir Agorası, 2011 yılında İzmir ili sınırları içinde bulunan müzelerin toplam gelirlerinin sadece yüzde 3’ünü oluşturdu. Bu istatistikte en büyük geliri, yüzde 63’lük dilim ile Efes Antik Kenti almış durumda. (2)

Bu tablo bize gösteriyor ki İzmir’e gelen turistler, şehir merkezinde vakit geçirmiyorlar. Bunun yerine genellikle doğrudan doğruya şehir merkezinin çevresinde bulunan ilçelere gidiyorlar. Bu durum, havayolu ile olsun kruvaziyer ile olsun şehre gelen turistlere sunulan paket turlar ile gerçekleşiyor. Metropolün barındırdığı kültürel yapının konuklara sunulmasını sağlayan turlar yetersiz. Kemeraltı ya da Alsancak’ta göze çarpan turistler, söz konusu paket turları belki fazla pahalı bulan konuklardan başkası değil.

Soru: İzmir bir eğitim kenti midir?

Mevcut durum: Eğitimden elbette üniversite lisans ve lisansüstü akademik çalışmalar kast ediliyor. Türkiye genelinde "öğrenci kenti" ya da "üniversite kenti" olarak tanımlanabilen kentlere bakıldığında şu niceliksel değerler görülüyor:

Ankara'da beş devlet üniversitesi ve dokuz özel vakıf üniversitesi mevcut. Bu üniversitelerde eğitim gören yaklaşık 190 bin öğrenci var.

Eskişehir'de iki devlet üniversitesi mevcut. Kentte yaklaşık toplam 45 bin öğrenci ikamet etmekte.

Bursa'nın üniversite sayısı üç . Bu üniversitelerde yaklaşık 40 bin öğrenci eğitim alıyor.

İzmir bu tablonun neresinde? Kentte dört devlet ve beş özel vakıf üniversitesi var. İzmir'in öğrenci sayısı yaklaşık 100 bin.

Ancak bu niceliksel değerler, bir şehri "üniversite şehri" yapmak için yeterli değil. Kentte düzenlenen akademik etkinliklerin sayısı ve niteliği önemlidir. Dahası caddelerinde, meydanlarında dolaşırken anlaşılır bir şehrin üniversite şehri olup olmadığı. Öğrenci örgütlerinin ve topluluklarının kent yaşamına ne kadar katıldığı ciddi bir göstergedir. Bir ya da birkaç semt ile değil, metropol merkezinin tamamında bu etkinliğin hissediliyor olması gerekir o şehre “üniversite şehri” demek için.

Soru: İzmir bir fuarlar kenti midir?

Mevcut durum: Uluslararası İzmir Fuarı, 90’lı yılların ortalarına kadar Türkiye’nin yegane “marka” fuarıydı. Bugün Fuar’ın marka değeri, değişen koşullara ayak uyduramadığı için (kaybolmuş olmasa da) ciddi ölçüde azalmış durumda.



Fuar sigarası

İstanbul CeBit, Autoshow, EMITT ve benzeri dev organizasyonlarla Türkiye’nin en önde gelen fuarcılık ve fuar şehri haline gelmiş durumda. Türkiye Fuar Yapımcıları Derneği’nin 26 üyesinden yirmisi İstanbul’da. İzmir’in TFYD’deki üye şirket sayısı sadece bir. O da İZFAŞ. (3) İzmir'in düzenlediği tek büyük fuar, sektöründe dünyanın üçüncü büyük organizasyonu olan Marble fuarı.

Soru: İzmir bir sanayi kenti midir?

Mevcut durum: İzmir’deki işgücünün yaklaşık yüzde 15’i sanayi sektöründe çalışmakta. Türkiye’deki en büyük 500 sanayi kuruluşunun sadece elli kadarı İzmir’de bulunmakta. Bu kuruluşlar, metropol merkezindeki Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi ve Ege Serbest Bölgesi başta olmak üzere çevredeki Kemalpaşa, Tire ve Aliağa organize sanayi bölgelerinde faaliyet göstermekte.

İzmir, bu tabloyla Türkiye’nin İstanbul ve İzmit’in ardından üçüncü en büyük sanayi şehri.


Soru: İzmir bir kültür-sanat kenti midir?


Devlet tiyatroları, opera, bale, Türk müziği korosu ve senfoni orkestrası gibi geleneksel devlet kurumları kentte etkinliklerini programlı biçimde yürütüyorlar. Ama bu faaliyetler zaten tüm kentlerde var. Kentte yerleşik özel tiyatro sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.


İzmir Sinema Derneği'ndeki bir avuç cesur yüreğin çabalarıyla düzenlenen İzmir Uluslararası Kısa Film Festivali dışında kentin bir sinema festivali yok.


İzmir Avrupa Caz Festivali ve Uluslararası İzmir Festivali çok başarılı organizasyonlar. Ama ana kolu İstanbul'da bulunan Eczacıbaşı ailesinin sayesinde varlar.


Kentte kelimenin tam anlamıyla "sahaf" denebilecek (benim bildiğim) tek bir kitabevi var, Tepekule Kitaplığı. İzmir'de yaşayan ünlü yazar ve sanatçı sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor. İmza günü için gelen yazarlar turist gibi geziyorlar kentte.


Sanat galerisi sayısı çok az ve nitelikleri yetersiz. Kentin bir modern sanat müzesi yok. Sanat koleksiyoneri denebilecek bir burjuvazisi yok İzmir'in.


A.A.Saygun Sanat Merkezi

Soru: İzmir bir spor kenti midir?

Futbolda 80’lerden itibaren başlayan gerileme bugün de sürüyor. Kentin Süper Lig’de takımı yok. Bir yıl tutunabilen Bucaspor, göğüs reklamı bulamadı. Amatör kümeye kadar düşen Göztepe’ye Gaziantepli işadamı İmam Altınbaş sahip çıktı. Bir anlamda Göztepe’yi İzmirliler batırdı, bir Antepli tuttu çıkardı.

Basketbolda Karşıyaka, İzmir’e lig şampiyonluğu getiren tek takım. Yaşar Holding’in desteğiyle TBL’deki mücadelesini sürdürüyor. Ama yine de ne yazık ki eski günlerini arar durumda.

Voleybol’da Arkasspor kentin gururu. Lig şampiyonluğu ve Avpupa kupalarındaki başarısı çok güzel. Ama ne yerel basın ne de İzmirlilerin genelinin Arkasspor’un başarılarına gereken ilgiyi gösterdiği söylenemez.



Teledünya Türkiye Kupası Şampiyonu Arkasspor

Şehir 70’li yıllarda Akdeniz Oyunları’na, 2000’li yıllarda ise Universiade’a ev sahipliği yaptı. Her iki organizasyon sayesinde ciddi bir tesisleşme yaşandı. Ancak bu tesislerin organizasyonlar sonrasında boş kaldığını söyleyebiliriz.

Kalan branşlardaki müsabakalara ise sadece sporcuların aileleri ve yakınları gidiyor.

Sonuç?


Sonuç başlangıçta söylediğimiz gibi Cennetin Krallığı’nda Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs için söylediği “Hiçbir şey.. Ve her şey” noktasına geliyor. İzmir’de her şey var, ama aynı zamanda hiçbir şey yok.

Sonraki yazı: “Old city: Kemeraltı”

Notlar:
(1) TÜİK DENİZ TAŞITLARI VE DENİZYOLU TAŞIMA İSTATİSTİKLERİ 2006-2007

(2) İZMİR’İN TURİZM İSTATİKLERİ HAKKINDA SUNUM / YDR.DOÇ.DR. AYKAN CANDEMİR, EGE ÜNİVERSİTESİ İİBF ÖĞRETİM ÜYESİ

(3) Türkiye Fuar Yapımcıları Derneği internet sitesi: http://www.tfyd.org.tr/uyeler.htm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder