16 Nisan 2012 Pazartesi

Kimliksiz şehir / 6 "Fuar: Yeni konsept?"

Bu noktaya gelene kadar uzun aralıklı sayılamayacak bir sıklıkta Uluslararası İzmir Fuarı'na atıfta bulunduk. "İEF" adıyla 70 ve 80'li yıllarda fırtına gibi esen Fuar, Türkiye'de İstanbul Dükalığı'nın dışında gerçekleştirilen en büyük ve yegane ticaret ve sanat etkinliği idi. Bu fırtınanın son dönemine yetişmiş bir kuşaktanım, dolayısıyla flu da olsa "eski Fuarlar" kafamda hala çocukluğuma dair ailecek gezme tozma hatıraları olarak canlılığını korumakta.

Yunanların "kathastrofi" olarak adlandırdığı İzmir Yangını'nın ardından şehrin Ermeni, Rum ve merkez Levanten semtleri, tarih sahnesinden silinmiş bulunuyordu. Sözünü ettiğimiz semtler, "Smyrna" idi. Ve artık Smyrna yanmış, kül olmuştu. Geriye kalan ise "İzmir" idi. Yüzyıllardır birlikte yaşayan iki sevgili, Smyrna ve İzmir, artık sonsuza dek birbirinden ayrılmışlardı. Smyrna ve İzmir'in şiddetli geçimsizliği, yuvanın yanması ve yıkılması ile sonuçlanmıştı. Bu birlikteliğin bitmesinde eşlerin ailelerinin de büyük payı vardı. Hem Smyrna'nın hem de İzmir'in aileleri, uzun süre kışkırtmışlardı eşleri birbirine girmeleri için. Sonuç, Anadolu Rumluğu'nun tarih sahnesinden silinmesi ve şehrin muhteşem mimari mirasının yok olup gitmesi olmuştur.

Yangın'ın ardından İzmir'in yarısı dümdüz olmuştu. Yanan mahallelerdeki hanların ve evlerin mimari güzelliği, bugün İzmir'i Venedik ve Cenova sınıfında bir şehir yapmaya yeter de artardı bile. Nihayet şehrin ortasında, halkın "Yangın Yeri" olarak adlandırdığı, güvenlik açısından oldukça tekinsiz bir büyük izbe alan kaldı.

Bu alanın ne yapılacağının düşünüldüğü günlerde Suad Yurdkoru adlı bir belediye bürokratı ilginç bir fikir ortaya attı. Suad Bey bir sporcu ve gazeteciydi, aynı zamanda Başkan Behçet Uz'un belediyedeki as takımındandı. Yurdkoru SSCB'nin başkenti Moskova'yı ziyaret etmiş, burada kocaman bir "Kültürpark" görmüştü. Moskova Kültürparkı'nda halk için yeşil gezinti alanları, amfitiyatro, geniş havuzlar, küçük bir hayvanat bahçesi ve sergi alanları vardı. Suad Bey, Yangın Yeri'ne buna benzer bir Kültürpark yapılmasını önerdi. Şehrin gelecekteki kimliğinin oluşumuna böylesi büyük bir etki yaptığının farkında değildi muhakkak.

1 - Başkan Behçet Uz ve Suad Yurdkoru

Kültürpark fikri işte böyle doğdu. Behçet Uz'un ve belediyenin Kültürpark'ın inşa sürecinde ne meşakkatli bir süreç yaşadığını detaylarıyla okumak isteyenler, Uz'un anlattıklarından L.Ece Sakar'ın kaleme aldığı "Atatürk'ün İzmiri - Bir Kentin Yeniden Doğuşu" adlı kitabı mutlaka bulmalılar. (1)

2 - Yangın Yeri'nde Kültürpark'ın temel atma töreni - 1 Ocak 1936

Kültürpark alanının düzenlenmesinin ardından 9 Eylül Panayırı adıyla ilk adımları atılmış bulunan İzmir Fuarı Kültürpark'ta düzenlenmeye başladı. Kısa süre içinde de uluslararası bir niteliğe kavuştu ve Avrupa çapında adını duyurdu. 70'li yıllara gelendiğinde Fuar, İzmir denince ilk akla gelen unsur olmuştu. İzmir demek, Fuar demekti.

3 - 1937 yılı için afiş

İzmir Enternasyonel Fuarı, Avrupa'daki benzerleriyle birlikte her yıl düzenlenen küçük bir EXPO haline gelmişti. Soğuk Savaş'ın aktörleri, İzmir ve benzeri Avrupa kentlerinde düzenlenen uluslararası fuarlarda gövde gösterisi yaparak ideolojilerinin reklamını yapma şansı buluyorlardı. Amerika Apollo modülünü, SSCB ise Sputnik roketini ve Mir Uzay İstasyonu'nu İzmir'de sergiliyordu. Solcu gruplar ABD pavyonu önünde protesto gösterisi düzenliyor, sağcı gruplar da aynı şeyi SSCB pavyonu önünde yapıyordu. Bu tür olaylar, zaman zaman ülkelerin birbirine diplomatik nota vermeleri noktasına kadar gidebiliyordu. (2)

4 - SSCB pavyonunda Mir Uzay İstasyonu

Genel endüstri fuarı konsepti çerçevesinde ulusal ve uluslararası şirketler, yeni ürettikleri ürünleri ilk kez Fuar'da sergiliyor, hem diğer şirketler ve hem de sıradan vatandaş bu ürünleri ilk kez Fuar'da görüyordu. Pek çok ürünün lansmanı için şirketler İzmir Fuarı'nı bekliyordu.

Fuar'ın ticari yönünün yanı sıra eğlence yönü de vardı. Türkiye'nin tüm ünlü sanatçıları, Fuar süresince İzmir'de ikamet ediyorlardı. Kültürpark içinde bulunan gazinolarda başta Zeki Müren olmak üzere Barış Manço'dan Cem Karaca'ya, Edip Akbayram'dan Bülent Ersoy'a ve Zeki-Metin'e kadar tüm ünlü ses ve sahne sanatçıları İzmirlilerle çok uygun fiyatlarla buluşuyorlardı.

5 - Müzeyyen Senar ve Başkan İhsan Alyanak

Dünya değişirken

Fuar için dönüm noktasının 1990'ların başında Doğu Bloku'nun dağılması olduğunu ifade edebiliriz. Fuar'ın en önemli atraksiyonlarından biri, kapitalist ve sosyalist blokların ideolojik rekabetine olanak veren bir platform olmasıydı. Artık Doğu Bloğu çöktüğüne göre Amerika Birleşik Devletleri için İzmir Fuarı'na geniş bir katılım göstermenin fazla bir gereği kalmamıştı. Nitekim Fuar'ın bu en önemli konuk ülkesi, zamanla ayağını çekti İzmir'den.

Sanayi ve teknolojide katedilen ilerlemeler de fuarcılık sektörünü etkiledi. Zamanla "genel endüstri fuarı" konsepti terk edildi. Bunun yerine her sektörün kendi alanında düzenlediği "ihtisas fuarcılığı" ön plana çıkmaya başladı.

İletişim alanındaki ilerlemeler, Fuar'ın cazibesinin azalmasındaki en önemli faktörlerden biridir. 90'lı yıllara gelinceye kadar sıradan vatandaş, yeni çıkan ürünleri ve teknolojide elde edilen ilerlemeleri görmek için Fuar'a geliyordu. Bugün insanlar, ceplerinde taşıdıkları akıllı telefonlar, tablet cihazlar ve dizüstü bilgisayarlar ile birkaç tuşa basarak yeni ürünleri görmek, hatta sipariş vererek satın almak şansına sahipler.

Yeni konsept?

İzmir Fuarı için yeni bir bakış açısı ve yeni bir organizasyon felsefesi ortaya konması gerekiyordu, ancak bu yapılmadı. Yine de bunun için geç olmadığını düşünüyorum. Öncelikle bir detayı hatırlamakta yarar var; İzmir Fuarı, Kurtuluş Savaşı'nın sonuca giden son büyük taarruzunun başladığı 26 Ağustos günü açılır, bu taarruzun İzmir'in geri alınmasıyla ve savaşın bitmesiyle sonuçlandığı 9 Eylül tarihinde sona ererdi. Bu, şahane düşünülmüş bir tarihsel aralık seçimidir. Savaşın, zaferin ve bağımsızlık şehitlerinin yad edildiği bu günlerde Fuar'ın düzenlenmesi, İzmir'in Kurtuluş Savaşı'nın sembol şehri olmasıyla birebir örtüşür; çünkü İzmir, kaybedilmesiyle savaşı başlatan, geri alınmasıyla da savaşı bitiren şehirdir. Bu tarih aralığına tekrar dönülmesi, herşeyden önce Fuar'ı İzmir halkının en büyük "Kurtuluş Kutlaması"na çevirecektir. İzmir, Kurtuluş'u resmi törenlerle değil, sokakta ve Fuar'da kendiliğinden ve "sivil" bir biçimde kutlayacaktır.

Bununla birlikte bu kutlamanın eğlence boyutu ön plana çıkarılmalıdır diye düşünüyorum. Geçmişten günümüze ülkenin en ünlü sanatçıları Fuar'da her zaman yer aldı. Bunun yeniden ve etkin biçimde sağlanması için Kültürpark içinde ve dışında açık ve kapalı alanlarda düzenlenecek konserlerle Fuar, bir "İzmir Festivali"ne dönüştürülebilir. İzmir, kimselerin dilinden düşürmediği üzere bir "dünya kenti" olacaksa büyük düşünmeli ve büyük oynamalı. Bu açıdan dünyaca ünlü sanatçıların Fuar süresince Kültürpark'ta ve şehrin meydanlarında ve stadyumlarında konserler vermeleri için organizasyonlar düzenlenebilir. Bu konserlerin ulusal ve uluslararası televizyonlarda canlı yayınlanması, hatta "Live in Izmir" başlığıyla DVD'lerinin yayınlanması sağlanabilir. Bu konserleri izlemeye gelecek gençler için Kordon, Fuar süresince bir "çadırkente" dönüştürülebilir. Tıpkı Rock'n Coke ile İstanbul'un yaptığı gibi. Projenin iyi pazarlanması, gerekli sponsorluk anlaşmalarının yapılması ve vizyoner bir bakış açısı ile bu pekala mümkün.

Bu festival havası, bağımsız başka organizasyonlar ile de desteklenebilir. İleride bir başka yazı ile detaylarından bahsetmeye çalışacağız, Ağustos ayında dünyada yüz milyonlarca insanın yakından takip ettiği çeşitli spor organizasyonları yapılıyor. Atletizmde "Golden League" ve teniste ATP ve WTA bunlardan birkaçı. Bu uluslararası organizasyonların bir ayağının Fuar döneminde İzmir'de gerçekleştirilmesinin sağlanması, hem başlı başına bir kaynak, hem de Fuar'a ciddi bir destek olacaktır.

Mevcut formatta her yıl bir onur konuğu ülke ve onur konuğu il uygulaması yapılıyor. Rio Karnavalı'nın "ülke teması" uygulamasına benzer bir biçimde bu düzenleme geliştirilerek Fuar desteklenebilir.

Artık Fuar, ülkeler ve şirketler bazında ticari faaliyetin ön planda olduğu bir organizasyon olmanın çok gerisindedir. Bu tür ticari ilişkiler, her sektörün kendi içinde düzenlediği ihtisas fuarlarında sağlanmakta. Fuar'a sadece İzmir'in şirketleri, üniversiteleri, odaları, basın ve sivil toplum kuruluşları, prestij ve kendini gösterme vesilesi olarak katılmalılar.

"Dünya Lezzetleri" organizasyonu, mevcut formatıyla döküntü halde. Bu organizasyonun "onur konuğu ülke" dışında kalan bölümünü Kültürpark'ın dışına taşıyarak her caddeyi bir ülke mutfağına tahsis etmek suretiyle işi hem daha rekabetçi, hem de müzik ve dans unsurlarının eklenmesiyle daha eğlenceli bir hale getirmek mümkün.

Özetle Fuar, Kültürpark'ın dışına da taşarak Alsancak bölgesinin tamamını merkez alan bir kent festivaline dönüşmeli.

Büyük düşünmek..

Evet, büyük düşünmekten bahsediyoruz. Uluslararası İzmir Fuarı'nı "Uluslararası İzmir Fuarı" haline yeniden getirmekten bahsediyoruz. Lafla peynir gemisinin yürümediğinin artık görülmesini istiyoruz sadece. Büyük laf değil mi: "Dünya kenti İzmir".. Ama laf ile olmuyor ne yazık ki. Bu kocaman şehirde herkes "Homeros'un kenti" diyor, "Bilmem kaç bin yıllık tarihiyle.." ile başlayan cümleler kuruyor. Şevket Süreyya Aydemir "Menderes'in Dramı" adlı eserinde Adnan Menderes'in en önemli özelliğinin büyük rakamlardan ve büyük projelerden korkmamak olduğunu vurgular. Artık İzmir kendi potansiyelini sadece kendisinin harekete geçirebileceğini görmeli ve büyük rakamlardan korkmamalı. Ve lafla peynir gemisinin yerinde saydığını anlamalı.

Behçet Uz, Fuar için "İzmir'in düğünü" diyordu.

Sonraki yazı: "Futboldan gayrısı"

Notlar:
(1) Atütürk'ün İzmiri - Bir Kentin Yeniden Doğuşu, Behçet Uz, (Haz.: L.Ece Sakar) T.İş Bankası Kültür Yayınları
(2) Fuar'daki siyasi krizler ve basının hatırı sayılır kışkırtmalarına örnekler için bkz: Fuar Bizim Hayatımız, Elvan Feyzioğlu, İzfaş Yayını

Fotoğraflar için kaynakça:
1 - Kaynağın 1938 yılında bir yolculuk öncesinde çekildiğini ifade ettiği fotoğrafı Neşe Yurdkoru Özgünel ve Yaşar Aksoy'un derlediği, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından basılan "70 Yıllık Sevda İzmir Fuarı" adlı broşür çalışmasından taradık. (Sayfa 22)
2 - Atatürk'ün İzmiri - Bir Kentin Yeniden Doğuşu, Behçet Uz, (Haz.: L.Ece Sakar) T.İş Bankası Kültür Yayınları (Sayfa 63)
3 - Fuar Bizim Hayatımız, Elvan Feyzioğlu, İzfaş Yayını (Sayfa 13)
4 - Fuar Bizim Hayatımız, Elvan Feyzioğlu, İzfaş Yayını (Sayfa 120)
5 - Fuar Bizim Hayatımız, Elvan Feyzioğlu, İzfaş Yayını (Sayfa 93)

1 yorum:

  1. Çok küçükken ( 4-5 yaşlarında) annem ve babam ile İzmir Fuarına gittiğimizi hatırlıyorum. Oteller hıncahınç dolu olduğundan eski bir otelde tek yataklı bir odada iskemleler ile genişleterek kaldığımızı hatırlıyorum. Ama fuar o yaşta bir çocuğun rüyalarını süsleyecek kadar dolu ve heyecanlı idi. o yaşlarda çocukluğuma dair pek az anıdan biri olmayı başarmıştı.

    YanıtlaSil